abone ol




Kullanıcı Adı

Şifre


          Şifremi Unuttum?




İletişim

  • 0216 550 46 26




ATATÜRK ERZURUMDA


Ödev Bilgileri

 Sayfa Sayısı : 7 Sayfa
 Dökümanın Dili : Türkçe
 Döküman Türü : Word Dökümanı
 Kaynakça :
 Resim/Şekil :
 Tablo :



Sitedeki dosyalar üye olmak için öğrencilerin gönderdiği dosyalardan oluşmaktadır. Eğitim ve öğretim amaçlıdır. Bu dosyaların tümünün editörden gözden geçirilmesi yoğun bir emek gerektiğinden, gözden kaçmış olanlar olabilir. Ayrıca bir üyemiz tarafından gönderilen bir dosyanın telif hakkına tabi olup olmadığını her durumda tespit edemeyebiliriz. Böyle bir durumu fark etmeniz halinde lütfen iletişim mailimizden bize durumu bildirin. Siteden kaldırılması için mesajınıza dosya numarasınıda ekleyerek bize yardım merkezinden gönderebilirsiniz. İlgili dosya 48 saat içerisinde derhal siteden kaldırılır.. Telif haklarına gösterilen özen konusunda bize yardımcı olduğunuz için teşekkür ederiz..
Dosya No: 100152 - | Yardım Merkezi için Lütfen Buraya Tıklayınız

Eğer üye iseniz giriş yapıp dökümanı indirebilirsiniz.


Ödevin Özeti

MUSTAFA KEMAL PAŞA ERZURUM’DA Mustafa Kemal Paşa Erzurum’a geldiği zaman. İstanbul ile ilişkisi en gergin noktasına ulaşmıştı. İpler kopmak üzereydi. Her an, ordu müfettişliğinden azledildiği ve hatta ordu ile ilişkisinin kesildiği, kendisine tebliğ edilebilirdi. Günlerden beri sürüp gelen telgraf yazışmalarının, makine başı konuşmalarının bu sonuca varacağını biliyordu ve buna hazırdı. Bu tel yağmuru, Erzurum’da, telgraf makinesi başında Padişahın Baş Mabeyincisiyle karşılıklı bir konuşma şeklini aldı. Baş Mabeyinci neredeyse yalvarıyordu. Sultan’ın Mustafa Kemal’e karşı beslediği büyük sevgiyi kendisinin bile kıskandığını söylüyor, İstanbul’a dönecek olursa hayatının ve geleceğinin güven altına alınacağını bildiriyordu. İlle gelmek istemiyorsa, izinli olarak Anadolu’da kalabilirdi. Padişah böyle arzu ediyordu. Mustafa Kemal, saygısını bir kere daha bildirerek, nazikçe cevap verdi, fakat görevini bırakmaya razı olmadı. Ama artık işinden çok kısa zamanda atılacağı belli olmuştu. Rauf Bey ve Kazım Karabekir Paşa, bu durumu önlemek için kendiliğinden istifa etmesini söylediler. Hatta değil yalnız görevinden, ordudan da çekilmeliydi. Bu, halkın gözünde daha iyi bir etki yapacaktı. Sivas’ ta bulunan Refet Bey de aynı düşüncedeydi. Ordudan ayrılırsa artık İstanbul’a geri çağrılamayacağını ileri sürüyordu. Kazım Paşa, kendi hesabına onu, ordu müfettişi değil de, herhangi bir fert olarak daha fazla sayacağını söylüyordu. Ama Mustafa Kemal kararını veremiyordu. Tasarladığı işi yapabilmek için resmi bir sıfat taşımasının önemli olduğunu biliyordu. ‘ Halkın, bir lideri sadece beslediği idealden dolayı sevdiğini düşünmek saçmadır, diye cevap verdi. Aksine, onu kudret ve kuvvetini açığa vuracak şekilde, gösterişli bir kılıfta görmek ister.’ Askerlikteki rütbesi, ta çocukken, Selanik’teki asker okuluna girmeyi başardığından beri, onun için her şeyi ifade ediyordu. Silik bir ailenin çocuğu olmaktan doğan güvensizlik duygusunu bu sayede yenebilmiş, hayatı bu sayede bir anlam kazanmıştı. Şimdi sinirleri bozulmaya başlamıştı. Ruhi bir çöküntü duyuyordu. Rütbesi elinden gittikten sonra, çevresindekilerin kendini hala sayıp saymayacağını, tutup tutmayacağı düşüncesi onu tedirgin ediyordu. Kendi benliğine olan güveni birdenbire gevşemiş gibiydi. Ama en sonunda, arkadaşlarının istifasının kaçınılmaz bir şey olduğu yolundaki düşüncelerine katılmak zorunda kaldı. Biri Harbiye Nezaretine, biri de Padişah’a iki telgraf çekerek hem görevinden, hem de ordu hizmetinden ayrıldığını bildirdi. Bu telgrafları, İstanbul’dan gönderilen ve iki işinden de azledildiğini bildiren bir tel yazısı ile karşılaşmıştı. Mustafa Kemal, istifasını Erzurum halkına bildirirken, bundan sonra ‘ Kutsal milli ülkümüzün başarıya ulaşması için’ bir fert olarak savaşmaya devam edeceğini söylüyordu. Rauf Bey ise, daha sınırlı bir şekilde, ‘ Hilafet ve Saltanatın güvenliği tamamen elde edilinceye ka... - Üye olup tamamını bilgisayarınıza kaydedebilir, üzerinde değişiklik yapabilir, yazıcı çıktısı alabilirsiniz.