abone ol




Kullanıcı Adı

Şifre


          Şifremi Unuttum?




İletişim

  • 0216 550 46 26




ATATÜRKÜN CAĞDAŞ UGARLIK ANLAIŞI VE MİLLİ BİRLİĞE VERDİĞİ ÖNEM


Ödev Bilgileri

 Sayfa Sayısı : 3 Sayfa
 Dökümanın Dili : Türkçe
 Döküman Türü : Word Dökümanı
 Kaynakça :
 Resim/Şekil :
 Tablo :



Sitedeki dosyalar üye olmak için öğrencilerin gönderdiği dosyalardan oluşmaktadır. Eğitim ve öğretim amaçlıdır. Bu dosyaların tümünün editörden gözden geçirilmesi yoğun bir emek gerektiğinden, gözden kaçmış olanlar olabilir. Ayrıca bir üyemiz tarafından gönderilen bir dosyanın telif hakkına tabi olup olmadığını her durumda tespit edemeyebiliriz. Böyle bir durumu fark etmeniz halinde lütfen iletişim mailimizden bize durumu bildirin. Siteden kaldırılması için mesajınıza dosya numarasınıda ekleyerek bize yardım merkezinden gönderebilirsiniz. İlgili dosya 48 saat içerisinde derhal siteden kaldırılır.. Telif haklarına gösterilen özen konusunda bize yardımcı olduğunuz için teşekkür ederiz..
Dosya No: 114993 - | Yardım Merkezi için Lütfen Buraya Tıklayınız

Eğer üye iseniz giriş yapıp dökümanı indirebilirsiniz.


Ödevin Özeti

ATATÜRK’ÜN ÇAĞDAŞ UYGARLIK ANLAYIŞI

Yüce önder Atatürk’ün 29 Ekim 1933 tarihinde, Cumhuriyet bayramı töreninde verdiği tarihsel söylev, “Onuncu Yıl Nutku” olarak devrim tarihimizin önemli bir belgesini oluşturmaktadır.

Bu tarihi nutkunda Yüce Atatürk, bir yandan ulus bireylerinin Cumhuriyet Bayramlarını kutlarken, diğer yandan Türk ulusunun nitelik ve meziyetlerini ön plana çıkarıyor, bu özellikleri en çarpıcı şekilde dile getiriyordu. Ulusunu, en iyi dileklerle yüceltirken, çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak için, daha az zamanda, daha çok işler yapmak zorunluluğunda olduğumuzu, bunun için, ulusça çok çalışmamız gerektiğini ısrarla vurguluyordu. Bu tarihi nutuk, içerdiği öğeler gereği, Atatürk’ün siyasi vasiyeti olarak alınmaktadır.

Ulu Önder Atatürk, devrimlerin en etkin ve dinamik döneminde, o güne kadar yapılanları yeterli görmeyerek, çok daha büyük atılımları hem öğütlüyor, hem de müjdeliyordu. Söylediklerine içtenlikle inanıyor, yurdun geleceğini emanet ettiği gençliğine güveniyordu.

Yüce Önder Atatürk, bu nutkundan sonra ancak beş yıl yaşadı, 1938 yılının on Kasımında aramızdan ayrıldı. Türk ulusunun, kendisinden sonra da, devrimlerini bıraktığı yerden daha ileriye götüreceğine inancı tam. Aslında, devrimlerin yapısal ve hukuksal bölümü tamamlanmış, devlet ve onu oluşturan kurumların çağdaş ve laik yapılanması düzeni oluşturulmuştu. Ancak, devrimlerin, halkımıza gereğince yansıtılması, çok daha uzun ve sabırlı bir çalıştırma gerektiriyordu. Devlet çağdaşlaşmış, toplum henüz bunları tam özümseyemediği için, gereken ölçüde çağdaşlaşamamıştı. Bunların başarılması için, eğitim ve kültür alanında çalışmalara aralıksız devam etmek gerekiyordu.

Ancak üzülerek söylemek gerekiyor ki, Yüce Önderin umut ettiği çalışmalar, ölümünden sonra aynı kararlılıkla sürdürülemediği için, çağdaş toplum yaratma amacında fazla bir ilerleme sağlanamadı.

Aradan geçen yarım yüzyıllık bir dönem sonrasında, hala, Ümmet-Ulus, Laik-Antilaik, İnanan- İnanmayan gibi ikilemler, gündemdeki ağırlıklarını aynen sürdürüyor. Ve asıl yapılması ve mutlak başarılması gereken alt yapısal eğitim ve kültür etkinlikleri gözardı ediliyor

Bu istenmeyen sonucun nedenleri şöylece sıralamak olanaklıdır:

Devrimleri gerçekleştirenler, çağdaş toplum oluşturmanın, ancak eğitimle ve tüm bireylerin kültür düzeyinin yükseltilmesi ile gerçekleşebileceğinin bilincinde idiler, bunun için, çeşitli devrim etkinliklerinin ardından, özellikle yeni Türk harflerinin kabulünden sonra, yurt düzeyinde yaygınlaştırması yanında her yaştan vatandaşın okuma yazma öğrenmesi için yaygın eğitimi başlattılar, halk okullarını açtılar. Kültür seferberliği açısından etkili bir kurum olarak, her türlü sanatsal etkinliklerin yapıldığı Halkevleri ve halk odalarını açtılar. 1950 sonrasında bu etkinlikler...
- Üye olup tamamını bilgisayarınıza kaydedebilir, üzerinde değişiklik yapabilir, yazıcı çıktısı alabilirsiniz.